Ankara Kalesi Sahipsiz mi?

xje3h8arygvg6
Abone Ol
Daha Fazla

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Ankara Kalesi.

Hepimizin bildiği.

Kiminin sadece uzaktan gördüğü.

Kiminin yalnızca 1,2 defa gittiği.

Kimininse hasbel kader yolunun düştüğü.

Ankaralı büyük bir çoğunluğun ise gitmek isteyip de gidemediği Ankara Kalesi.

Uzun yıllardır hazin bir halde.

Yalnız,sahipsiz ve ilgisiz.

Etrafını saran derme çatma yıkık dökük hal,onun bütün ihtişamını acımasızca yok etmeye devam ediyor.

Bir şehrin tarihi dokusuna;ancak bu denli bir hasar verilebilir.

Ankara Kalesi zamana değil;insanların ona reva görmeye çalıştığı acımasızlığa yenik düşürülmek isteniyor.

Ankara’nın hemen hemen bir çok bölgesinde gecekondulaşmaların sonu geldi ve yıkıldılar.

Kimine yüksek bloklar,kimine ise nadiren de olsa çevre düzenlemesi ile park ve bahçe yapıldı.

Ama çoğunlukla betondan yeni bir dünya oluşturuldu.

Soğuk,donuk,renksiz ve bunaltıcı.

Buraya kadar her şey olağan akışına uygun diyelim.

Önemli olan kısım şu.

Ankara Kalesi ve çevresinin düzenlenmesinde neden hiçbir gelişme yaşanmıyor?

Buralar için ne planlanıyor?

Daha evvel ki dönemlerde üzerine bir çok vaatte ve sözde bulunulan bu bölge üzerinde kimlerin ne gibi bir planı var?

Planlamaların içinde Ankara Kalesinin silüetini korumak ve çevre düzenlemesinin de Ankara halkının kullanımına uygun hale getirmek var mıdır?

Bu sorular onca yıldır merak edilen ve bir türlü çözüme kavuşamayan meselelerle alakalı sorular.

Üzülüyoruz.

Acıyoruz.

Çünkü;

Bunca yıldır öylesine harap ve yıkık durumda ki bu şehrin belki en özel ve nadide yerlerinden birisi olması gereken bu yerlere,insanlar bakmak bile istemiyorlar.

Bu hazin vaziyet Türkiye’nin Başkentine yakışmıyor,yakışmaz.

Soruyoruz;

Ankara Kalesi yalnızca eski ve güzel fotoğraf karelerinden mi anlatılacak?

Göstermelik sembollere dahil edilip,yalnızca bir sembol olarak mı kullanılacak?

Ankara’da yaşayanların ziyaret edemediği,etmekten çekindiği,yolunu bile doğru düzgün bilmediği bir yer olarak mı kalacak?

Bu en çok da Ankara’nın tarihine,dokusuna ve geçmişine saygısızlık değil de nedir?

Bernard Gagnon 

Daha ne kadar böyle yalnız ve çaresiz durumda bırakılacak Ankara Kalesi.

Daha ne kadar,bu şehrin içinde değilmiş gibi sahipsiz kalacak.

Ankara’dan koparılmış,Ankara’dan uzaklaştırılmış tarihi mirasımızın hakkını savunmak bu şehirde yaşayan herkesin görevi değil de nedir?

Bilinmelidir ki.

Eski Ankara’nın unutulmaz hatıralarını içinde barındıran bu eşsiz mekanların bir bilinmezlikle bu hale getirilmesine gönlümüz de aklımız da razı değildir.

Ankara ile Ankara Kalesi ayrılmaz bir bütün olmalıdır.

Ankara Kalesi ve çevresi artık bu yıkık viran halden kurtarılıp,temizlenmeli ve bir an evvel Ankara Halkına kazandırılmalıdır.

Bakın Seyahatnamesinde Ankara Kalesi için neler yazmış ünlü gezgin ve yazarımız Evliya Çelebi:

“Bütün padişahlar ve krallar arasında bilinen meşhur bir kaledir.Kuzeyden bakıldığında yüksek tabakalarla birbiri üzerine yükselen inci gibi,beyaz kuğu gibi kat kat bir kaledir.Evliya, bu benzetmesinde içkalenin kaynaklarda Akkale olarak adlandırılmasından esinlemiş olmalıdır.Ona göre, Osmanlı Devleti’nde bundan daha gösterişli kale yoktur,olsa olsa Budin Kalesi olabilir.Ankara Kalesi görünüşte sanki direklerini dikmiş,başını süslemiş bir manva gemisi gibidir.Böylesine muhteşem bir kale olan Ankara Kalesi,elbette hükümdarların fethetmeyi arzuladığı bir kaledir.”

Bu sözleri iyi okuyun ve aslında nasıl bir zenginliğe sahip olduğunuzun farkına varın.

Bu Yazıya Tepki Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

Başkent Medya ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!